Biliyorum ki bir çok yetiştirici tayının doğduğunda bacaklarının düzgün olmadığını görmüştür.Bu durumda at sahibi üzülür ve tayı elden çıkarmanın hesabını yapar.Hatta anneyi damızlıktan çıkarmayı bile düşünür.Acaba kalıtsalmı diğer yavrularıda aynı olabilirmi sorularını kendine sorar.
Bu haftaki yazımda bacak duruş bozuklukları tanı tedavi ve prognozundan bahsetmek istedim.Artık bacak duruş bozukluklarına daha iyimser yaklaşıyoruz.Bu tip duruş bozuklukları ön bacaklarda X bacaklılık veya O bacaklılık şeklinde görülüyor.Birde bileklerde içe dönüklük (PAYTAK),dışa dönüklülük (İTELİ) gözlenir.Arka bacaklarda az olmakla beraber durumlar aynıdır.Bunların çoğu ligament ve tendonların gevşekliğinden kaynaklanan ve birkaç ayda düzelebilen durumlardır.Bu bacak bozukluklarını tayın karşısından ve yanından baktığımızda rahatlıkla görebiliriz.Bu anormallikleri iki ana gruba ayırabiliriz.
*Fleksor tendonlardan kaynaklanan ve yandan bakıldığı zaman görülebilen anormallikler
*Birde önden bakıldığı zaman görülebilen bacak duruş anormallikleri,X bacaklılık veya O bacaklılık gibi.
Açısal bozukluklarda önden bakıldığı zaman bacakların duruşu dizden dışa doğru bakar.Bu heriki bacakta olduğu zaman “X” görüntüsü verir.Bu anormallikler önde bilek ve dizde arkada ise topuk ve tarsal eklemde görülür.
Sorunun birkaç nedeni vardır.Tedavi ve prognoz problemin yeri ve şiddetine bağlıdır.
ANORMALLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Bacak duruş bozuklukları tayların ortak bir ortopedik sorunudur.Bu duruş bozukluklarının sadece % 5’i tedavi gerektiren durumlardır.En sık rastlanan duruş bozuklukları karpal eklemlerden şekillenen “X” bacaklılıktır.Yani VALGUS.Yeni doğan taylarda düz bacak görmek çok nadirdir.Kendilerini birkaç ayda anca toparlayabilirler.
Eklemdeki sapma yönü,sapma derecesi,tayın yaşı tedaviyi etkileyen faktörlerdir.Sapmayı omuz ekleminden aşağıya dik bir çizgi indirdiğimizde önden daha iyi bir şekilde görebiliriz.Ayrıca radyografide de bu anormallikler belirlenebilir.
SEBEBLER
LİGAMENT GEVŞEKLİĞİ
Ligament gevşekliği bacak duruş bozukluklarının geçici bir nedenidir.Ligamentler eklemin her iki yanında eklemi oluşturan kemikleri tutmakla görevlidir.Eğer ligamentlerden birinde gevşeklik varsa bacak duruşunda bozukluk şekillenebilir.Ekzersiz ligamentleri güçlendirir.Günde 2-3 saatlik bir padok yeterlidir.Yalnız diğer taylı kısraklardan ayrı olması gerekmektedir.Bunun yanında atel ve ahır istirahati yeterlidir.
DENGESİZ EPİFİZ BÜYÜMESİ
Uzun kemiklerin sonunda bulunan epifizlerin dengesiz büyümesi başka bir sebeptir.Bu sorun anne karnında veya doğduktan sonra büyürken şekillenebilir.Dizde çok sık görülür.Eğer bacak açısı 8 derecenin altında ise bacak kendiliğinden veya nalbant yardımıyla normale gelebilir.Fakat 8 derecenin üzerinde ise cerrahi müdehale önerilir.
Kemikler periost denilen fibröz bir kapsülle kaplıdır.Dengesiz büyümeleri ve bacak duruş bozukluklarını düzeltmek için periost bize yardımcı olur.Bu uygulamaya PERIOSTEAL STRIPING(PS) denilir.PS diz bozukluklarında 4. Aya kadar yapılabilir.Bazı ileri durumlarda ikinci bir PS gerekli olabilir.Bu işlemle kemiğin kısa tarafındaki büyümeyi hızlandırarak bacağın düzelmesi sağlanmaktadır.Bu cerrahi uygulama tayın ilerideki yarış performansını hiçbir şekilde etkilemediği çalışmalarla tespit edilmiştir.
Saygılarımla,
Ö.ÜMİT AKŞEN
VETERİNER HEKİM
DÖRTNAL VETERİNER POLİKLİNİĞİ
ve HARA HİZMETLERİ
www.dortnalveteriner.com
DAMIZLIK AYGIR SEÇİMİ
28.04.2011
At yetiştiriciliğinde özellikle damızlık nitelikli atların yetiştirilmesinde optimum düzeylerde dölverimi alınması temel amaçtır.Yeterli dölverimi elde dilmesiyle ancak kıymetli genetik materyalin sürekliliği ve ekonomik çıkarların sağlanması söz konusudur.Dölverimi diğer tüm hayvanlarda olduğu gibi erkek atlarda da bazı dölverimsel özelliklere sahip olmasıyla mümkündür.Genetik materyalin aktarılmasında erkeğin rolü yüksek olduğundan sıfat mevsiminde erkek hayvandan yeterli performans göstermesi beklenir.Başka bir değişle erkek hayvandan yüksek ölçüde faydalanılarak yüksek genotipik ve fenotipik yapı diğer nesillere aktarılır.Bu nedenle damızlık olarak seçilen hayvanın dölverimi özelliklerinin bilinmesi zorunludur.Yani diyorum ki her şampiyon erkek at iyi bir damızlık olacağı anlamına gelmez.At sahipleri,kısraklarına aygır tespit ederken fertiliteye önem vermezler atların yarış performanslarıyla ilgilenirler.Zayıf sperm kalitesine sahip atlar şampiyon olsalar da aygır olmamalıdırlar çünkü genetik karakterler spermayla kromozomlarla geçer sperm zayıfsa sıkıntı her zaman olur.
Bir erkek hayvanın fertilitesi,sperma üretimi,ejekule olmuş spermatozoonun canlılığı,fertilizasyon yeteneği,cinsel istek ve çiftleşme yeteneği ile doğrudan ilişkilidir.Aygırların sperma kalite analizleri,fertilitenin maksimize edilmesi üzerinde teşkil eder.Bununla beraber ejekülatlar arasında zayıftan orta dereceye değişimler olabilir.Özellikle mevsim,sperma alma teknikleri,sperma alma sıklığı ve spermatogenezisteki sorunlar bu değişimlere neden olurlar.Spermanın kalitesinde spema karakteri yanı sıra bakım,besleme,sperma alma prosedürleri,tohumlanacak kısrak sayısı gibi diğer etmenler de etkilidir.Sperma kalitesi aygır dölleme gücünün değerlendirilmesinde en önemli kriterdir.Sperma kalitesinin değerlendirilmesindeki geleneksel parametreler,miktar,konsantrasyon,ejekülattaki spermatozoonların total sayısı,motil spermatozoon,spermatozoon morfolojisi ve seminal pHdır.
Spermanın muayenesi ve değerlendirilmesi,yetiştiricilikte ve özellikle damızlık seçiminde önemli yer tutar.Diğer androlojik muayenelerde(penis durumu,prepüsyum,testis büyüklüğü,çapı….)normal değerler elde edilse bile ,spermatolojik özelliklerden birinde meydana gelen olumsuzluk dölleme yeteneğini(potentia generandi)doğrudan etkiler.
Genel olarak aygırların ejekülat miktarı 30-250 ml arasında değişmekle beraber ortalama olarak bir seferde verilen sperma miktarı 100 ml,20-40 ml si jel,geri kalan kısmı ise spermatozoonları bulunduran seminal plazmadır.Aygırlada spermatozoon motilitesi mikroskopta belirlenir %60 ve üzeri motiliteye sahip aygırlar kaliteli spermaya sahiptir ve suni tohumlama programında kullanılabilinirler.Anormal spermatozoon oranı eosin-nigrosinle yapılan boyamada tespit edilir.(Bilgisayarlı programlar dışındaki uygulamalar)Damızlıkta kullanılan aygırda anormal spermatozoon oranının %40-50 den fazla olmaması gerekir.Ayrıca aynı yöntemle ölü spermatozooonlar da tespit edilir.Fertil bir aygırda %50 yi geçmemesi beklenir.Spermin pHsının da 6,9-7,7 arasındaki yerini korumalıdır.
At yetiştiriciliğinden,özellikle safkan atların üretiminden normal bir dölverimi alabilmek için fertiliteyi olumsuz yönde etkileyebilecek olan faktörlerin maksimum uzaklaştırılması önemlidir.Spermatolojik parametreleri yönüyle muayenesi yapılan ve uygunluğu tespit edilen erkek atlar ancak aygır olabilmelidir.Aksi takdirde bu hem işletmeye hem aygırdan beklentisi olan atçıya ekonomik külfet getirecektir.
Samet YILDIRIM
Uzman Veteriner Hekim
TAY PNÖMONİSİ(RHODOCOCUS EQUI)
28.04.2011
TAY PNÖMONİSİ
(Taylarda Rhodococ Enfeksiyonu)
Tayların çok önemli,erken teşhis ve tedavisi yapılmazsa ölümlerle sonuçlanabilen Rhodococcuc equi adı verilen bakterilerin meydana getirdiği akciğerlerde apselerle karakterize bir enfeksiyondur.Ergin hayvanların sindirim sistemi florasında ve toprakta zaten mevcut olan etkenlerdir.Sindirim sistemindeki bu etkenlerin dışkı yoluyla dışarı atılmasından sonra özellikle yaz aylarında ortam sıcaklığının +15 ve daha yukarısı sıcaklıklarda hızla ürerler.Tayların da bu etkenleri çeşitli yollarla vücutlarına almalarıyla hastalık bulaşır.Bütün taylar Rhodococ etkenine maruz kalırlar ancak hepsi hastalığa yakalanmazlar çünkü;
Etkenin virülensi
Kısrağın ve tayın immun (bağışıklık) sisteminin güçlü olup olmaması ve
Vücuda giren etkenin miktarı bu hastalığın seyrinde önem taşırlar.
Erken tanı hastalığın seyri(prognozu)için çok önemlidir.Öksürük hastalığın belirtilerindendir.Ateş yükselmesi,iştahsızlık diğer belirtilerdir.Hastalığın ilerlediği dönemlerde öksürüğün şiddeti artar.Solunum güçlüğü görülür.Abdominal(karın)solunum hızlanır.Steteskopla muayenede sürtünme sesleri,derin nefeste ötme sesleri duyulur.Sesler özellikle akciğerlerin uç kısımlarında duyulur.Ultrasonla akciğerlerin bakısında plörit(akciğer zarı yangısı)ve apseler ileri dönemde görülebilir.Akciğerlerin radyografisinde yine apselerin varlığı görülebilir.Kan parametrelerinden özellikle fibrinojen miktarındaki artış bu hastalık için önemlidir.Ayrıca ileri teknik ELİSA yöntemleriyle de hastalık tespit edilebilir.
Hastalığın tedavisinde eritromisin,rifampin,azitromisin..gibi etken maddeler içeren preparatlar kullanılır.Ayrıntılı bilgi için lütfen veteriner hekiminize danışınız.Tekrar tekrar söylemekte fayda görüyorum erken teşhiste tedavisi uzun sürse de mümkündür.Tedaviden sonra akciğerlerde hasar bırakmaz.Hastalığın geç tanısında ölüm oranı yüksektir.
Hastalık ve tedavi sürecinde hasta güneşe çıkarılmamalı,temiz hava sağlanmalı,tozsuz ortamlarda bulundurulmalıdır.Ahır yapılırken,sap serilirken genel temizliği yapılırken ,ot verilirken ahır havalandırılmalı,tayla kısrak toz yatışıncaya kadar başka bir yerde bekletilmeli,toz geçtikten sonra ahıra tekrar alınmalıdır.Kum padokların dışkıları temizlenmelidir.Bu hastalık gelmeden önce koruyucu tedbirlerin alınması önemlidir.Hastalık geldiğinde ise erken tanısı çok önemlidir.
Tüm yetiştiricilerimize sağlıklı bir sezon dilerim.
Samet YILDIRIM
Uzman Veteriner Hekim
DVP
UZAMIŞ GEBELİKLER
24.03.2011
Kısraklarda normal doğum süresi 335 gün civarındadır, onbeş gün öncesi veya sonrası normal kabul edilir.Eğer bu süre 360 günü geçerse buna uzamış gebelik diyebiliriz.Uzamış gebelikler çoğu yetiştiricinin başına gelmiştir.Yetiştiriciler için biraz stresli geçer bu süreler.Taylar genellikle çok büyük veya olgunlaşmamış olabilirler.Uzamış gebeliklerde taylardaki anormallikleri tespit etmek için ultrason muayenesinden yararlanılabilir.Doğumların gecikmesi kesinlikle normal kabul edilmemeli ve kısraklar gözlem altında bulundurulmalıdır.
Uzamış gebeliklerin oluşum nedeni tam olarak bilinmemektedir.Bu olayın alışılmışın dışında küçük uteruslu kısraklarda gebeliğin ilk zamanlarında gebe kısrak gonadotropinlerinin salgılanmasında gecikme olması sonucu oluşabileceği düşünülmektedir.Eğer bu düşünce doğruysa olgunlaşmamış tayların dünyaya gelmesi olasıdır.Başka bir görüş ise ilkinin tam tersine gebeliğin sonuna doğru bazı olayların oluşumunda kesinti oluşması sonucu meydana gelebileceği.Bununla birlikte çayır toksitesi gebeliğin normal hormonal sistemine etki ederek uzun gebeliklere neden olabilir.Bunun sonunda sorunlu taylar doğabilir.
Eğer gebelikler 360 günü geçerse tayın fötal olgunluğunu kontrol etmek gerekir.Tayların olgunlaşmasında endojen kortikosteroidlerin payı büyüktür.Tay oluşumu normalse doğumun oluşabilmesi için müdahale edilebilir.Kısrakta deksametozona karşı kontraendikasyon yoksa günde 100 mg iv dexametazon beş gün boyunca verilir ve doğum 2 -7 gün içinde şekillenir.Ayrıca kortizon kullanımının yanında domperidon da kullanılabilir.Bu da kısraklarda süt üretimini uyararak doğumu başlatır.
Sonuç olarak bu tip sorunlarla karşılaşan yetiştiricilerin dikkatli olması ve Veteriner Hekimlerden yardım alması gerekmektedir.Unutmayalım ki, bir yıla yakın bir beklemenin sonucunu güzel bir şekilde alabilelim…
ATLARIN BESLENMESİNDE PREBİYOTİK ve PROBİYOTİKLERİN KULLANIMI
20.12.2010
İnsan gıdalarında prebiyotik ve probiyotik kavramlarını son zamanlarda sıkça duyar olduk.Prebiyotik ve probiyotik içeren süt ürünleri,bebek mamaları,bisküviler ve meyve suları gibi gıdalar günlük yaşamımızın bir parçası olmaya başladı.Atların beslenmesi açısından bu noktada yanıtlanması gereken bazı sorular bulunuyor.Prebiyotik ve Probiyotik kavramları nelerdir?İnsan beslenmesinde olduğu kadar atların beslenmesinde de önemli bir yere sahip olabilirler mi?
Prebiyotikler,gıda ile alındığında sindirim kanalından değişmeden atılan karbonhidratlar yapısında bileşiklerdir.Prebiyotikler,sindirim kanalında ki zararlı mikro organizmaların sayıca azalmasını sağlarken,yararlı mikroorganizmaların çoğalmasına ve aktivitelerinin artmasına katkıda bulunurlar.
Probiyotikler ise sindirim kanalına yerleşerek sindirim faaliyetlerini olumlu yönde düzenleyen canlı mikroorganizmalardır.Bazı maya ve bakteri türleri probiyotiklere örnek olarak gösterilebilirler.(saccharomyces cerevisiae,Bacillus subtilis v.b)Probiyotikler faydalı mikroorganizmaların çoğalmalarını sağlarken,besin ve yaşama ortamında zararlı mikroorganizmalar ile yarışarak onların sindirim sistemine kolonize olmalarını önlerler.
Prebiyotik olarak kullanılabilen karbonhidrat yapısındaki bileşikler sindirim kanalındaki hastalık yapıcı bakterileri tutarak dışkı ile atılmalarını sağlarlar.Sindirim kanalında ki zararlı bakteri yoğunluğunun azalması sonucu atların genel sağlık durumlarında ve özellikle sindirim sistemi problemlerinde azalma,yemlerin sindirimlerinde iyileşme göze çarpmaktadır.Atlar üzerinde prebiyotik kullanımında atların bağışıklık sisteminin dikkat çekici düzeyde güçlendiği tespit edilmiştir.Bunun sonucunda özellikle taylar ,gebelik ve laktasyon dönemindeki kısraklar ile ağır antreman koşullarındaki atların sağlık ve performanslarında belirgin iyileşmeler gözlenmiştir.Prebiyotik kullanımı sonrası tayları hastalıklara karşı koruyan antikorların kısrak sütündeki yoğunluklarında belirgin bir artış tespit edilmiştir.
Prebiyotik olarak kullanılan mikroorganizmalardan özellikle mayalar atlar üzerinde yapılan bilimsel çalışmaların ana konusu olmuştur.Bu yapılan çalışmalarda canlı maya kültürlerinin diyete ilavesi sonrası lifli maddelerin kalın barsaklarda sindirilmesinden sorumlu faydalı bakterilerin sayıca arttığı tespit edilmiştir.Bu sayede atın tükettiği otların sindirilebilirliği artarken,canlı maya kültürünün sindirim sistemi üzerindeki olumlu etkileri ile aynı zamanda protein sindiriminin arttığı,barsaklardan kalsiyum ve fosfor emiliminin de iyileştiği tespit edilmiştir.Probiyotik olarak canlı maya kültürü içeren diyetler ile beslenen taylarda iskelet sistemi ve genel gelişimin çok daha iyi olduğu gözlenmiştir.
Prebiyotik ve Probiyotiklerin sindirim sistemi üzerindeki etkilerinin birbirini tamamlayan yapıda olmaları,birlikte kullanılmaları durumunda sinerjik bir etkinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.Tüm PEGASUS ve OPTİMUM MİX markalarında Prebiyotik ve Probiyotikler kullanılmaktadır.
ATLARDA PİROPLASMOSİS
20.06.2011
ATLARDA PİROPLASMOSİS
Hastalık bahar döneminde çayırlardan kenelerle bulaştığından dolayı mevsim dolayısyla piroplasmosis hastalığından bahsetmek istiyorum.
Piroplasmosis (Babesiosis veya Theileriosis)atlarda ateş,anemi,sarılık,ayaklarda,boyunda ve karında ödemlerle karakterize akut enfeksiyöz bir hastalıktır.Hastalık Babesia caballi ve Babesia equi adları verilen kan parazitleri olan protozoonlar tarafından meydana gelir.Piroplasmosis en çok keneler tarafından yayılan bir hastalıktır.Dermacentor,Hyalomma ve Rhipicephalus kene türleri tarafından yayılır.
Hastalık genelde endemik olmayan bölgelerden endemik bölgelere transfer olan atlarda daha çok görülür.Endemik bölgelerdeki taşıyıcı atlar ve taylar hastalığa karşı immunite(bağışıklık)sağladıklarından hastalık pek fazla bu atlarda gözlenmez.Klinik belirtiler genelde atın etkenlere maruz kalmasından 5-28 gün içinde görülür.Ateş,depresyon,anoraksi,zayıflama,ataksi,mukoid burun akıntısı,göz akıntısı,sarılık ve idrarda kn(hemoglobinüri)hastalığın belirtilerindendir.Akut olgularda ölüm 48 saat içinde gelişebilir.İyileşme gösteren atlar ise taşıyıcıdırlar ve bu atların kanlarıyla beslenen keneler tarafından diğer atlara bulaştırılırlar.
Hastalığın tanısında kandan yapılan frotinin özel solüsyonlarla boyanarak Babesia etkenlerinin tespiti yötemi pratik sahada kullanıldığı gibi laboratuar şartlarında komplement fiksasyon (CFT)yöntemi,ELİSA ve indirekt florasant antikor (IFA)yöntemiyle de tespit edilebilir.
Hastalığın akut seyri ölümcül olabilir.Ama bu dönemde klinik belirtilere karşı ilaçlar uygulanması (ateş düşürücüler,hemolize karşı ilaçlar vs..) yanı sıra etkenlere karşı da parenteral olarak Diminizane aceturate ve imidocarb etken maddeli ilaçlar kullanılabilir.Ayrıntı için lütfen veteriner hekiminize danışınız.Ayrıca padoklara çıkmadan önce atların tüysüz bölgelerine dış parazit ilaçlarıyla bitkisel sıvı yağlarla karıştırılıp süngerle silmek tarzında yapılan ilaçlama da kenelerin tırmanmasına engel olacaktır,mevcut keneleri de öldürecektir.
GURM (SAKAĞI)
20.06.2011
GURM (SAKAĞI)
Sakağı atların en yaygın üst solunum yolu hastalığıdır.Bu hastalığın etkeni Streptokokus equi isimli bir bakteridir.Enfekte atların akıntıları ile direkt kontakla bulaşır.(su kovaları,havlular,tımar malzemeleri v.s)Hastalık haralarda ve hipodromlarda bulaşıcılığı kolay olduğu için sıkıntılara sebebiyet verir.Atlarda stres.ateş,iştahsızlık,kilo kaybı ve enderde olsa ölümlere neden olabilir.
Hastalık ağız ve burun yoluyla girer ve lenf yumrularına yerleşir.Belli bir süre sonra ateş görülür.(40-40,5 )Kanda WBC artışı gözlenir.Burun akıntısı,öksürük ve iştahsızlık görülür.Burun akıntısı ilk başlarda temizken sonradan bulanık sarımsı bir renk alır.Çene altı ve boyun lenf yumruları büyür.Lenf yumrularının büyümesi ve akıntının koyu irinli bir hal alması ile solunum ve yutma güçlüğü oluşabilir.Çene altı lenf yumruları, şiştikten yaklaşık üç hafta sonra olgunlaşır ve apse açılır.Açıldıktan sonra koyu krem kıvamında irin akar.Çok nadir olmakla birlikte lenf yumrularındaki şişlikler solunumu ciddi bir şekilde etkiliyorsa tracheostomi yapılmalıdır.Gebe kısraklarda,gebeliğin erken dönemlerinde yüksek ateşe bağlı olarak embriyonik ölümler görülebilir.
Sakağanın sebep olabileceği olgular;
*Hava keseleri yangısı
*Purpura hemorajika
*Pneumoni
*Larenks paralisi ve hemiplejisi (kornaj)
*Etkenin diğer organlara sıçraması
HASTALIĞIN TANISI
Yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği gibi;
*Kalıcı ateş
*İrinli burun akıntısı
*Kanda yüksek lökosit sayısı
*Çene altı ve boyun lenf yumrularının şişkinliği
Tedavisi için Veteriner Hekiminize danışınız.
ÖKSÜZ TAY BESLENMESİ VE BAKIMI
20.02.2011
Öksüz tay beslenmesi ve bakımı denildiğinde sadece doğumda annesini kaybetmiş tay olarak anlaşılmamalıdır. Kısrağın ilk doğumu olup sütü yetersiz olabilir, tayını kabul etmeyebilir ve bunun gibi tayın anne sütünü emmesini engel olan diğer sebepler olabilir. Anne sütü tayın sadece beslenmesi için değil hastalıklara karşı direnci yani bağışıklık sistemi için de çok önemli bir faktördür.
Normal şartlar altında kısrakların memeleri doğumdan 2 hafta önce dolgunlaşmaya başlar, doğum öncesinde en üst seviyeye ulaşır. Meme başları dolar, şişer, gerilir ve hatta süt damlatmaya bile başlayabilir.Doğum öncesi meme başlarında görülen süt doğumun habercisidir.
Taylar doğumdan sonraki 30 dakika içerisinde ayaklanırlar ve 2 saat içinde annelerini emerler. İlk meme ucunu yakalayıp emmesinden önce tay annesinin etrafında dolaşarak meme arar. Bazen tam buldu emecek derken başka tarafa yönlenirler tam bu zamanlarda genelde hep yardım edilmek istenilse de tay yardımlara mukavemet eder. Bu sebeple 2 saat içinde hiçbir müdahalenin yapılmamasını, anne yeni anne ise ve huysuzsa sadece annenin zaptedilmesini tavsiye ederim.
Taylara yaşamlarının ilk zamanlarında karşılaşacakları hastalıklara karşı dirençli olmalarını sağlayacak antikorlar ağız sütü dediğimiz kolostrum adı verilen koyu kıvamlı yapışkan sarı renkli sütle geçer. Buna pasif transfer denir ki bu olmaksızın taylar enfeksiyonlara açık durumdadırlar. Taylar anne kolostrumundaki immunglobulinleri doğumdan sonraki ilk 12-18. saatlerde alabilirler.Bundan sonraki saatlerde alınan bu proteinler tayların sindirim sisteminden emilemeyeceğinden dolayı pasif transfer gerçekleşmeyecektir.Ancak bu ağız sütündeki antikorlar bazı tayların kan hücrelerini yabancı cisim sayıp parçalayabileceğinden ve tayda sarılık yapıp hatta ölümlerine bile sebep olabileceğinden ki biz buna neonatal isoeritrolizis diyoruz doğumdan sonra bu duruma karşı kesinlikle testlerinin yapılması gerekmektedir.Taylar annelerini emdikten 16 saat sonra ise bu antikorların kandaki düzeylerini kontrol içinde gerekli testleri yapılmalıdır. Ayrıca birden fazla kısrak olan haralarda her doğumdan sonra anne ağız sütü bir biberona sağılmalı ve derin dondurucuya konulmalıdır. Kesinlikle zamanı geldiğinde hayat kurtarıcı olacaktır.
Bütün bu anlattığım genel ve önemli bilgiler ışığında doğumdan sonra anne öldü ise,tayını kabul etmiyorsa,sütü yetmiyorsa,yukarıda bahsettiğim neonatal isoeritrolizis durumu tespit edilmişse veya 16 saat sonra yapılan testlerde kana yeterli antikor geçişi sağlanamamışsa ne yapılmalıdır?
-Daha önceden dondurmuş olduğumuz ağız sütleri çözündürülüp içirilebilir.
-Dondurulmuş hiperimmun serumlar çözündürülerek yavaş bir biçimde kontrollü olarak damardan veteriner hekim kontrolünde verilebilir.
-Başka bir anneden 1/2 – 2 litre kadar taze serum transfüzyonu yapılabilir.
Bu işlemler çok dikkatli yürütülmeli,gecikmeler yaşanmamalıdır çünkü ****tay zayıf düştükten sonra, halsizleşip emme gücü zayıfladıktan sonra yapılacak müdahalelerin hiçbir faydası olmayacaktır.*****
Kolostrum işini hallettik diyelim.Eğer süt yetersizse veya yine anne öldüyse neler yapılmalıdır?
-Piyasada güç bulunsa da mevcut olan kısrak süt tozları uygun şekilde sulandırılarak verilmelidir.
-Keçi sütü at sütüne en yakın süttür.Kullanılmalıdır.Bunlar tek başına verileceği gibi birebir karıştırılıp da verilebilir.Sağlıklı bir tay ilk gün 2 saat daha sonraki günlerde 4 saat arayla biberonla beslenmelidir.Süt vücut sıcaklığında benmari usulü ısıtılarak verilmelidir.Yukarıda bahsettiğim süt yerine geçecek maddeler dışında süt verilmesi gaz,daire ve kolike sebebiyet verebileceğinden dolayı kullanılmamalıdır.Bu dönemde her beslenme sonrası biberon ve meme ucu temizlenmeli dezenfekte edilmelidir.Altlıklar her zaman temiz ve kuru olmalıdır.Boks dezenfeksiyonuna dikkat edilmelidir.Tayın gelişimi sürekli kontrol edilip mümkünse her gün değilse gün aşırı vücut sıcaklığı kontrol edilmelidir.
Tay 10 günlük olduktan sonra içebildiği kadar süt verilmelidir.Bununla birlikte OMOLENE 300 gibi yüksek kaliteli tay besleme yemleri ile beslenmeye alıştırılmalı ve tozsuz yonca verilmelidir.Tayların önüne bu yemler konulur konulmaz yemesi beklenmemelidir.Alışması zaman alsa da yiyecektir.Yem yemeğe başladıktan sonra ise durumuna kondüsyonuna göre bir diet programı hazırlanarak beslenmesine devam edilmelidir.
TEKNOLOJİ NİHAYET ATÇILIĞIMIZDA
17.02.2009
TEKNOLOJİ NİHAYET ATÇILIĞIMIZDA
Dünyada teknoloji hızla ilerlerken hayvancılık alanında da yansımaları benim merak konum oldu.Örneğin yurtdışından kaliteli damızlık boğaların dondurulmuş spermleriyle ülkemizdeki ineklerin tohumlanması ve daha verimli ırkların elde edilme çalışmaları gibi…Acaba bizim sektörümüzde güzide safkanları ne şekilde geleceğe aktarıp daha heyecanlı daha kaliteli yarışları izlerizi düşünürken;aklıma başarılı atların spermlerini saklayabilir miyiz? Ya da bu konuyla ilgili daha başka metodlar var mıdır? Soruları geldi.Tabi bu tip yöntemlerle dünyaya gelmiş bir atın yarış karakteri acaba gerçeği kadar iyi olur mu diye düşünüp dururken,Mahmudiye’de Veteriner Hekim Ömer Ümit Akşen ve Veteriner Hekim Samet Yıldırım’ın kurdukları Dörtnal Veteriner Polikliniğinde bu tip çalışmaların yapıldığını duydum.Bu ikili bu tip çalışmalara aslında çok daha önceden başlamışlar.Bu konuda eğitim almak üzere ABD’ ye gitmişler.Equine Reproduction Service’te Dondurulmuş sperma,Equitransfer’de ise embriyo transferi üzerine eğitim almışlar.Nihayet beklenen gelişmeyi yakalamışlar.”Dondurulmuş sperm” tıbbın atçılığa hediyesi ile eğitimini tamamlayıp yurda dönmüşler.Şimdi reprodüksiyonla ilgili olarak bu ileri teknolojik metodlar dedikleri konularla ilgili bilgiyi DVP’nin kurucu ortaklarından Ümit Bey’den dinleyelim.
Ümit:Öncelikle yeni gelişmeleri aşım sezonuna başlarken atçılarımızla paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.Aslında bu yöntemler çok uzun yıllardır Amerika,Avrupa ve birçok Arap ülkelerinde kullanılmaktadır.Spermler ,kısa süreli ve uzun süreli muhafaza teknikleriyle saklanabilmektedir.Kısa süreli muhafaza yöntemi aygırdan suni yollarla alınan spermanın bir takım metodlarla yaşam kalitesini artırarak uygun ısı ortamında 48-72 (duruma göre daha uzayabilir.)saat canlılığını koruma esasına dayanır.Dünyanın bir ucuna uçakla kaç saatte gidildiğini düşündüğümüzde dünyanın öbür ucundaki bir kısrağı tohumlamak için yeterli bir süre..Bu yöntemi Polikliniğimiz 4 yıldır uygulamaktadır.Bu konuda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum.
Ferdi:Bu yöntem ne derece güvenlidir.Yani 48-72 saat spermler nasıl yaşıyor?Ölenler olmuyor mu?Nasıl bir metod uyguluyorsunuz?
Ümit:Bu metodda aygırdan suni vajina yardımıyla spermayı alıyoruz.Spermanın miktarına,rengine,pH sına bakıyoruz.Daha sonra bir miktar spermayı bazı işlemlerden sonra ısıtma tablalı,faz kontrast mikroskopta hareketlilik yönünden inceliyoruz.Spektrofotometrik yöntemle 1 ml spermada kaç milyon spermatozoon hücresi olduğunu yani konsantrasyonunu tespit ediyoruz.Totalde kaç milyar spermatozoon olduğu tespit edildikten sonra kaç tohumlama dozu ve her dozda ne kadar spermatozoon olacağı hesaplanıp özel sulandırıcılarla sulandırıyoruz.Buraya kadarki işlemleri mümkün olan en hızlı şekilde yapıyoruz.Burada bir diğer önemli konu da sulandırılıp hazırlanan spermanın ortam ısısıdır.Belirli sürelerde belirli derecelerde ortam ısısını düşürmemiz ve hücrelerin ortamdaki enerjisi en az tüketebilecek hareketsizliğe ulaştırmamız gerekmektedir.Gerekirse herhangi bir hastalık riskine karşı antibiyotik ilavesi de yapılabilir.Bu kadar safhalardan sonra bizce bu yöntem doğal aşımdan daha sağlıklı ve riski en az olan bir yöntemdir.
Ferdi:Peki bu yöntemle kısrağını TJK , TİGEM veya başka özel bir aygırın spermasıyla tohumlatmak isteyen at sahiplerinin yapmaları gereken şey nedir?
Ümit: Bu yıl da TJK ve TİGEM ile aygırlarını suni tohumlamada kullanabilir miyiz iznini yaptığımız görüşmeler neticesinde bu yıl da aldık.Hatta Karacabey ve Sultansuyundaki bazı aygırların dondurulmuş spermalarını da alabileceğiz.Bunu da atçılarımıza sizin aracılığınızla söylemek isterim.Aygırlarını bu amaçla kullanmak isteyen aygır sahipleri bir dilekçe ile aygırlarını suni tohumlamada kullanmak istediğini Tarım Bakanlığına bildirecekler.Gelecek olur yazısına istinaden o yıla mahsus aygırlarını suni tohumlama uygulamasında kullanabilecekler.Her sene damızlık belgesi vize ettirilirken bu işlemi de yapabilirler.Zaten bu durum sadece Arap atları ve konkur atları için geçerli bir durum.Çünkü İngilizlerde bilindiği üzere bu tip uygulamalar yasak.Bunlar aygır sahipleri için geçerli.Kısrak sahipleri ise aygır müracaatlarını yapacaklar.Kısraklarının yumurtalık kontrollerini çiftliklerinde yaptıracaklar.Uygun tohumlama anından 1 gün önce bizden spermayı isteyecekler.Biz de o gün için gerekli yerlerle irtibata geçip randevu alıp spermayı alacağız bahsettiğim prosedürleri uygulayıp kendilerine istedikleri gün ellerine ulaşması için göndereceğiz.Tohumlama işleminden sonra spermayı gönderdiğimiz özel transport çantamızı bize geri gönderecekler.
Ferdi:Anlattıklarınıza göre sanki bu kriz ortamında atçıların cebini biraz zorlayacak gibi.Ne dersiniz?
Ümit:İnanın tam tersi.Sizle kısaca bir hesaplama yapalım.Örneğin maiden bir kısrağınız olsun.Hiç sorunu olmadan hemen talep olsun,aygıra çekilsin ve gebe kalsın.Bütün bunlar nerden baksanız minimum 2 ay alır.En iyimser rakamlarla konuşalım.Pansiyon ücreti 800 TL olan bir çiftlikte kaldı diyelim.Gidiş-geliş yol masraflarını 300 erden 600 TL.Ne eder? 2200 TL bir kısrak için ödenen para.Ama bizim yöntemle kendi çiftliğinde kısrağını hazırlatıp tohumlatsa yarıdan fazla kazancı olur.Kaldı ki bunlar iyi koşullarda.Biliyoruz ki bazı kısraklar problemli olabiliyor.Ocakta gönderiyorsunuz Mayısta ancak tohumlanabiliyor veya tedavi edilmesi gerekebiliyor.Bunlara ilave birden fazla kısrağı olanlar için düşündüğünüzde masraflar daha da katlanarak gelir.Bu sebeple suni tohumlama gerçekten avantajlı bir yöntem.
Ferdi:Evet Samet Bey sizden de dondurulmuş sperm hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?Ayrıca bu konularla ilgili olarak Yüksek Lisans da yapıyormuşsunuz.
Samet:Merhaba Fikri Bey.Ben de bize bu bilgileri paylaşma fırsatı yarattığınız için size teşekkür ediyorum.Dediğiniz gibi Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Kürsüsünde tezli yüksek lisans yapıyorum.İnşallah yakın bir zamanda danışman hocam Doç.Dr.Ergun AKÇAY’ın idaresinde hep beraber Tübitak onaylı bir projede ve Slovaklarla yine aygırlarla ilgili olarak bir çalışmaya başlayacağız. Spermanın saklama yöntemlerinden bir diğeri de dondurulmuş sperma yani uzun süreli muhafaza yöntemidir.Ben de bu konuyu size açıklamak istiyorum.Bu metodla belirli işlemlerden geçirilmiş spermanın sıvı azot tankında dondurularak çok uzun yıllar saklanabilmesi esasına dayanır.Tanımını yaparken kolaymış gibi gözükse de gerçekten ince detaylar sonucu yapılabilen kompleks bir işlemdir.Bu işlemi herkes yapamaz.Yapsa da başarılı olamaz.Bu yöntemde spermaya sulandırıcı ilavesine kadar her şey Ümit’in anlattığı yöntemle paralellik gösterdiği için tekrar anlatmıyorum.Daha sonraki işlemlerden başlayacağım.Sulandırılan sperma santrifüj edilerek spermatozoonlar çöktürülür.Daha sonra bu spermatozoonlar ayrı bir yerde toplanır.Üzerine normal olarak kullandığımız sulandırıcıdan farklı olarak daha özel bir karışımla tekrar sulandırılır.Buradaki amaç sperm hücrelerinin sıvı azota girdiğinde ( bu sıvı – 196 derecedir)kristalleşmemesi ve soğuk şokuna maruz kalmamaları içindir.Bu sebeple bu karışım prezervatif olarak katılır.Bu karışım payet adını verdiğimiz tüplere doldurularak dondurulur.Bu payetler 0.25 ml,0.50 ml gibi mikrotüplere doldurulabileceği gibi bizim kullandığımız gibi 5 ml lik makrotüplere de doldurulabilir.Her ikisinin de dondurulma prosedürü aynıdır ama süreleri farklıdır.Tabi bu tüpler gelişigüzel doldurulmuyor.Dozlanıyor.Doz başına kaç milyon ya da kaç milyar sspermatozoon olacağı hesaplandıktan sonra dolduruluyor.Bu makro veya mikrotüplerin üzerine hangi aygıra ait olduğu,ne zaman dondurulduğu,….vs bilgiler yazılıyor ki karışıklık olmasın.Sonra da bir sonraki çözündürülüp kullanılıncaya kadar sıvı azot tankına bırakılıyor.
Ferdi:Bu yöntemlerin bize avantajlarını varsa dezavantajlarını anlatabilir misiniz?
Samet:Avantajları dezavantajlarına nazaran çok daha fazla olduğu için öncelikle avantajlardan bahsetmek istiyorum.Kısrak sahipleri kısraklarını kendi çiftliklerinde kendi alıştığı ortamlarda tutacak.Bu çok önemli.Çünkü pansiyon parası ödemeyecek,diğer çiftliklerde bulunabilecek hastalıkların bulaşmasını önlenecek.Bundan her çiftlikte hastalık vardır bulaşır demiyorum yanlış anlaşılma olmasın ben eğer risk varsa bu önlenmiş olur demek istiyorum.Kısraklar gebe,boş ya da taylı fark etmez nakliye sırasındaki stres ve olumsuzluklar bertaraf edilmiş olur.Nakliye masrafları olmaz.Aygırlarımız için de bu önemli.Özellikle dondurulmuş sperma yöntemiyle aygırlar yıpranmamış olur.Daha fazla kısrağa hizmet verir.Yani aygır için müracaatta sınırlama getirilmemiş olur.Kıymetli bir aygırlardan daha fazla kişi faydalanabilir.Diyelim sperm bankası oluşturduk.Aşım sezonunda aygırımız hastalandı aşım yapamayacak.Tedavi süresinde ne oluyordu?Aygır aşımdan çekiliyordu müracaat edenler aygır değiştiriyordu..vs vs.Ama bu yöntemle sperm bankasından yararlanarak kimse mağdur edilmemiş olur.Ayrıca bu bahsedeceğim konu da önemli.Diyelim aygırımız öldü ama çok kaliteli taylar verdi.Kanunlarımıza göre öldükten sonra da dondurulmuş spermler 1 yıl daha kullanılabilir.Daha uzun süre olması elbette iyi olurdu ama WAHO da ve kanunlarımızda böyle.Dezavantajları ise bu teknikler her zaman her aygıra uygulanamayabiliyor.Dondurulmuş spermayla tohumlamada kısrağın tohumlama zamanının çok iyi ayarlanması gerekmektedir.Bu da biraz masraflı olabiliyor.
Ümit:Ferdi Bey ayrıca ben atçılarımıza bir müjde daha vermek itiyorum.Atçılarımız Türkiyede embriyo naklinin serbest olduğunu acaba biliyorlar mıydı?Sormak istiyorum.Evet biz bunu araştırdık WAHO üyeleri ve bizde de embriyo nakli serbest.Yani bir sezonda bir tanesi taşıyıcı anne bir tanesi de kendinde olmak kaydıyla 2 tay elde edilebilir.Bu konuyla ilgili de çalışmalarımız son hızıyla devam ediyor.Öncelikle kendimiz uygulamalar yaptıktan sonra bu yöntemi de Türkiye’de uygulayacak olmanın sevicini de yaşayacağız inşallah.
AYRINTILI DANIŞMA İÇİN: www.dortnalveteriner.com
0 533 5413519-0 542 5114570
NEONATAL İSOERİTROLİZİS
11.12.2006
Neonatal İsoeritrolizis,kısrağın tayının kırmızı kan hücrelerine karşı antikorlar üretip bu antikorların tay doğduktan sonra kolostrum(ağız sütü)aracılığıyla taya geçmesidir.Tay tarafından alınan antikorlar yaklaşık olarak 24-36 saat sonra kana geçerek kırmızı kan hücrelerini parçalar.Tayda anemiye ve sarılığa neden olur.Bu insanlardaki kan uyuşmazlığına benzer.
Neonatal isoeritrolizisin klink belirtileri,kırmızı kan hücreleriin yıkımlanma oranına ve şiddetine göre değişiklik gösterir.Taylar normal olarak doğar,ağız sütünü emer ve eğer neonatal isoeritlolizis(NI) durumu varsa 24-36 saat sonra klinik belirtiler ortaya çıkar.Şiddetli olgularda belirtiler 12-24 saat içerisinde görülür.Bazı daha az şiddette seyreden olgularda da belirtiler 3-4 gün sonra görülür.Kan tablosunda anemi vardır.Klinik olarak ise sarılık belirtileri vardır.Mukozalar sararır,halsizlik ve depresyonla birlikte iştahsızlık,kollaps ve sonra da ölüm görülebilir.
Eğer hastalıktan 24 saatten önce şüphelenildiyse tayın anne ağız sütünü içmesi engellenmeli ve kısrağın kolostrumu da sağılmalıdır.Tay ise bu boşa sağım süresince nazo-gastrik tüple alternatif kolostrum yerine geçecek gıdalarla veteriner hekim kontrolünde beslenmelidir.Eğer durum 24 saatten sonra görülürse biran önce tedaviye alınmalı ve kan transfüzyonu yapılmalıdır.Daha sonra IGg testleriyle tayın yeterli bağışıklık kazanmadığına bakılıp eksiklik durumunda gerekli takviyeler yapılmalıdır.
NI'e karşı önlemler almak,tay hastalandıktan sonra tedavi edilmesinden daha önemlidir.Bu sebeple doğumlar veteriner hekim kontrolünde yapılmalı NI'e karşı testler yapılmalı ve sonuca göre karar verilmelidir.
Yeni doğum ve aşım sezonunda tüm yetiştiricilerimize sağlıklı taylar ve gebe kısraklar diliyoruz.
TAY KIZGINLIĞINDA TOHUMLAMA
11.03.2011
Yetiştiricilikte amaç her yıl bir kısraktan bir sağlıklı tay elde etmek ve o tayıda en erken zamanda elde etmektir.Bu sebeple geç doğumlardan sonra boş kalan kısraklar yetiştirici için yem,barınma,ilaçveteriner….v.s yönünden ekonomik kayıptır.
Bazı çalışmalarda doğumdan sonraki ilk kızgınlıkta tohumlanmasıyla elde edilen gebelik oranı tay kızgınlığından sonraki kızgınlıkta tohumlanan kısrakların gebe kalma oranından %10-20 daha azdır.Tay kızgınlığı atlatıldığı yada kaçırıldığı zaman bir sonraki dönem kısrağın doğum tarihi 15-20 gün geriye atar.Kısraklarda tay kızgınlığında kısraklarda gebelik oranlarının daha verimli olması için bazı değişimleri bilmemiz gereklidir.
Doğumdan sonra;
İlk 3 saat:Plasenta (yavru zarları)atılır.
1.gün:Uterusun büyüklüğünde azalma oluşur ve vulvadan az miktarda kanlı bir akıntı gelir.
2.gün:Akıntının miktarı azalır ve rengi çamur kahverengine dönüşür.
3.-5. gün:Uterus kornuları hala doğum öncesi durumundan daha büyük ve geniştir.Vulval akıntı biter.Spekülüm muayenesinde cervix2te hiperemi(kırmızılık) görülebilir.
5.-15. gün:Tay kızgınlığı şekillenir.Kornular hala gevşek ve doğum öncesine nazaran daha büyüktür.Cervix doğumdan tay kızgınlığındaki ovulasyona kadar kapanmaz.
Yapılan çalışmalarda İstatiksel olarak;
%43 kısrak 9. günlerde
%93 kısrak 15.günlerde
%97 kısrak 20.günlerde ovulasyon gerçekleştirir.
1.ay :Uterus doğumdan sonraki yaklaşık 32.günlerde normal halini alır.
Yapılan çalışmalar kısrakların tay kızgınlığındaki gebe kalma oranlarının düşük olduğunu, özelliklede doğumdan sonraki 10. günlerde ovulasyon yapan kısraklarda uterus histolojik olarak ortalama 14.günlerde normale dönmektedir.Yumurtanın döllendikten sonra yaklaşık 5.-6.günlerde uterusa geldiğini göz önünde bulundurduğumuzda uterusun eski haline kavuşması ve doğum sıvılarının temizlenmesinin embriyonun uterusa gelmeden önce olması önem taşımaktadır.
Bu sebeplerle kısrak eğer tay kızgınlığında çekilmek isteniyorsa,doğum sonrası uterus ve reprodüktif kanallar uzman Veteriner Hekimler tarafından Ultrason muayenesi yapılmalıUterusun normale döndüğü ve doğum veya diğer sıvılardan ari olduğu tespit edildikten sonra tohumlanmalıdır.Aksi takdirde kontrolsüz çekimlerde ve uterus involüsyonunun gerçekleşmediği durumlarda kısrağın gebe kalma yüzdesi çok düşük olacaktır.Ayrıca tecrübelerime göre bu dönemlerde uterus involüsyonunun tam olarak olumamış ama gebe kalmış kısraklar da yüksek oranda embriyonik ölümlerin oluştuğu görülmüştür.
ATLARDA AŞILAMA TAKVİMİ
07.08.2011
TJK’nın şu günlerde ülke çapında yaptığı aşılama projesi sürerken,bu hususla ilgili bir şeyler yazma gereği ve at sahiplerini bilgilendirme gereği duydum.Geçen aşım sezonunda yaşanan tay ölümleri gerekse at sahiplerinin keyfi aşılama uygulamaları herhalde kulübü böyle bir projeye sürükledi.
Atlarda aşı takvimi,çevre,at,aşı ve insan faktörlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.Lokal olarak mevcut hastalıklar ve bunların yaygınlığı ,atların durumları,yaşı,gebeliği aşı yapılırken dikkate alınmalıdır.Bazı aşıların komplikasyonları vardır.Çok gözlenen yüksek ateş ve ağrıdır.Aşılamada dikkate alacağımız en önemli hedeflerimiz nedir?
*Atların enfeksiyona yakalanmamış olması
*Ateşli olmaması
*Bağışıklık sisteminin kuvvetli olması
*Aşılamanın zamanında yapılması ve iyi bir aşılama yönetimi
*Tabi ki maliyetlerde dikkate alınmalı gereksiz uygulamalarda kaçınılmalıdır.
İYİ BİR AŞILAMA YÖNETİMİ İLE HASTALIKLARIN ÖNLENMESİ
Aşılama ile hastalıkların önlenmesi koruyucu hekimliktir.Aşıların bazıları %100 etkili olduğu gibi bazı aşılarda hastalığın etkinliğini azaltmaktadır.Ancak iyi aşılama yönetimleri hastalığı önleyebilir,İşte bazı kurallar şunlardır;
*Atları rahat,temiz ve istikrarlı bir ortamda bulundurulmalıdır.
*Atlar ahırlarında yaş gruplarına ve kullanım şekillerine göre kalmalıdırlar.
*Taze,kaliteli yemler ve yem konsantreleri verilmelidir.
*EN ÖNEMLİSİ, herhangi bir klinik belirti,bulaşıcı hastalık riski taşıyan ve geçmişi bilinmeyen atlarla,kendi atlarınızı temastan kaçının.Örneğin;grip ve sakağı’nın çok olduğu yerlerde atların ortak kullanım yerlerinin olduğu tespit edilmiş.aynı su kovasından su içmeleri gibi…
*Sivrisinek ve diğer haşerelerin üremesi ve çoğalmasına karşı önlem alınmalıdır.
*Yemleri temiz ve kapalı ortamlarda muhafaza etmeliyiz.
*Yeni gelen atlar için KARANTİNA başka önemli bir husus.En az üç hafta olmak üzere yeni gelen atlar diğer atların yanına salıverilmemelidir.
*Birde Tetanoz antitoksini ile Tetanoz Toksoid aşısı karıştırılmamalıdır.
*Aşılar +2 +8 derecelerde muhafaza edilmeli ve soğuk zincir aşı uygulaması yapılana kadar kesinlikle bozulmamalıdır.
YILLIK UYGULAMALAR
Her ülkenin veya bölgenin bulaşıcı hastalıkları farklıdır.Farklı bölgelerden temas olmadığı sürece bu bölgenin aşılarıda bellidir.Hiçbir tehdit yokken farklı aşılar uygulamak gereksizdir.Maliyetleri artırır.Örneğin doğu batı encephamyelitis hastalığı ülkemizde yoktur.Bu hastalığın aşısını da yapmaya gerek yoktur.
Ülkemizde şu hastalıklarla karşılaşılmaktadır;
*TETANOZ
*KUDUZ,hastalığı zaman zaman bölgesel özellikle köpeklerde gözlenmektedir.Bunun için atlarda fazla bir uygulama yapılmamakla birlikte,atlara kesinlikle Kuduz aşısı yapılmalıdır.
*SAKAĞI,ülkemizde aşısı bulunmamaktadır.Atların en çok maruz kaldığı ve at sahiplerinin en çok şikayetçi olduğu hastalıktır.Yurt dışında burun içi uygulama şeklinde aşılama yapılmaktadır.Bu aşı ülkemize kesinlikle getirilmelidir.
*INFLUENZA
*EQUINE HERPES VIRUS 1,4
*ANTHRAKS
Herkes kendi Veteriner Hekim’i ile atlarının yıllık aşılama programını yapmalıdır.Bunu gereksiz bir gider olarak görmemelidir.Aşılamalar rutine girmelidir.AT SAHİPLERİNİ AŞILAMA HUSUSUNA ÖNEM VERMEYE DAVET EDİYORUM.
YENİ DOĞAN TAYLAR
Tay doğduktan sonra 21 gün içinde Tetanoz toksoid yapılmalıdır.anne karnındayken anneye yapılmışsa bu aşı taya doğumdan sonra yapılmaya gerek olmaz.
TAYLAR
6 AYLIK:Kuduz aşısı,Tetanoz ,Influenza,EHV 1,4 ve Sakağı aşıları
7 AYLIK:Influenza,EHV 1,4 ve Sakağı aşıları
12 AYLIK:Influenza,EHV 1,4,Kuduz aşıları
6 aylık aralıklarla Sakağı,Influenza,EHV 1,4 ve Tetanoz aşıları tekrarlanmalıdır.
Kuduz aşısının yılda tek sefer yapılması yeterlidir.
GEBE KISRAKLAR
EHV 1,4 :5.,7. ve 9. aylarda yapılmalıdır.
INFLUENZA :10. ayda yapılmalıdır.
SAKAĞI : Eğer bulunduğu bölgede bu hastalık varsa aşımdan önce yapılmalıdır.
YETİŞKİN ATLAR
EHV 1,4 :Yılda iki uygulama yapılır
INFLUENZA :Yılda iki uygulama yapılır
TETANOZ :Yılda iki uygulama yapılır.
KUDUZ :Yılda tek uygulama yapılır.
SAKAĞI :Yılda iki uygulama yapılır.
KISRAKLARDA İKİZLİK
06.05.2011
Ultrason kısraklardaki reprodüktif sorunların tanısında bizlere büyük yarar sağlamaktadır.Bu tanılardan biride İKİZLİK’tir.Kısraklarda ikizlik azımsanmayacak kadar çok gözlenmektedir.Üçüzlük yok denecek kadar azdır.İkizlik kısraklarda istenmeyen bir durumdur.%80’i gebeliğin ileri dönemlerinde abortla(yavru atma)sonuçlanır.Abortla sonuçlanmayan durumlarda ise taylar ölü veya çok zayıf yaşama gücü az olarak doğarlar.Kısraklarda ise uterus involüsyonunda gecikme ve infertilite(döl tutmama)problemleri oluşabilir.Bu yazımda çeşitli aşamalarda ikiz gebelikleri değerlendireceğim;
14-35.GÜNLER
Yaklaşık 14-16.günlerde ikizlikleri ultrason yardımıyla belirleyebiliriz.Bu zamanda belirlenen ikizlikler çift yumurta ikizleridir.Uterus içinde hareketlidirler.Birbirlerine çok yakın veya farklı yerlerde bulunabilirler.Bu ikiz embriyolardan biri 40.güne kadar kendiliğinden resorbe olabilir.Fakat kontrollü üremelerde bizler işimizi şansa bırakmayız.İkizlikleri 14-16.günlerde elle yapılan sıkma işlemi ile teke düşürürüz.Bu sık kullanılan bir yöntemdir.Bu işlem travmatik olduğu için sık olmamakla birlikte diğer embriyonundan etkilenme şansı bulunmaktadır.Etkilendiği zaman embriyonik ölüm oluşur.Bu tip olaylarla karşılaşmamak için bu yöntem medikal yöntemlerlede desteklenmelidir.
Fakat 14-26.günler arasında tek yumurta ikizlikleri belirlenemez.Çünkü ultrasonda tek kese olarak görülürler.Tek yumurta ikizlerinin tanısı 28-30.günlerde embriyoların kalp atışlarıyla belirlenir.Aynı kese içinde iki kalp atışı görülür.Bu tek yumurta ikizliğidir.Ultrason muayenesinde dikkat edilmez ise abortla sonuçlanır.
İkizliklere müdehalede zamanlama çok önemlidir.Elle yapılan manüplasyonlarda günler geçtikçe embriyonik ölüm riski artmaktadır.20.güne kadar yapılan müdehalelerde başarı çok yüksektir.20.günden sonra kesenin büyümesi ve hacminin artmasına bağlı olarak diğer embriyonun da etkilenmesi ve her iki embriyonun ölmesi olsılığı çok yüksektir.Genellikle 25.günden sonra prostaglandin uygulamaları ile embriyoların dışarı atılması sağlanır.Bu dönemlerde kısrağın tekrar aşıma hazırlanması kolay olur ve olumlu sonuçlar alınarak kısrağınız tekrar gebe kalır.
36-110.günler
36.günden sonra manüplasyon riski üst seviyededir.İkizlik prostaglandin uygulamalarıyla sonlandırılır.Gebeliğin sonlandırılmasından sonra kısrağınızın tekrar aşım görmesi ve gebe kalması sorunludur.Çoğu zaman ölü embriyolar uterusta kalarak endometritlere yol açar.Bu sorunda uterusta mikroorganizmaların üremesine sebep olur ve kısrağınızın gebe kalmasını engeller.Bunun içindir ki kısrağınızın belli bir süre dinlendirilmesi gereklidir.Dinlendirilmez ise de yapılan aşımlar sonunda kısrağınızın gebe kalmadığı görülür.
Böylece İkizlik yetiştiricinin hayal kırıklığıdır.Bunun için kısraklarınızın üreme kontrollerini Veteriner Hekiminize yaptırınız.
SAYGILARIMLA,
Ö.ÜMİT AKŞEN
VETERİNER HEKİM
DÖRTNAL VETERİNER POLİKLİNİĞİ
ve HARA HİZMETLERİ
www.dortnalveteriner.com
KISRAKLARDA ÖSTRUSUN BELİRLENMESİ
Kısraklar mevsime bağlı olarak kızgınlık(östrus) gösteren hayvanlardır.Seksüel aktivite,günlerin uzadığı şubat aylarında başlar ve Eylül ortalarına kadar devam eder.Kısraklar bu dönemlerde bir seri siklus gösterirler ki eğer gebe kalmaz iseler bu siklus 21-23 günde bir tekrar eder.Bu 21-23 gün süren siklus içerisinde yaklaşık 3-7 gün kısrak aygırı kabul eder yani kızgınlık gösterir.Bu günler dışında eğer kısrakta herhangi bir problem yoksa aygıra karşı kesinlikle istek duymazlar.Kısrağın ovulasyonu ki yumurtanın patlaması olarak daha çok bilinen durumu, kızgınlığın bitimesine 24-48 kala gerçekleşir.
Kısraklarda kızgınlığın belirlenmesinde bir çok muayene yöntemine başvurulabilir.Ancak en çok kullanılanları Deneme aygırı ile muayene,rektal muayene ve ultrason muayenesidir.
Deneme aygırı ile muayene gelişmiş haralarda sürekli uygulanan bir yöntemdir.Eğer mümkünse hergün yapılmalıdır.bu yöntemde sadece bu işte görevli bir aygırın tavlaya getirilerek tek tek kısrakların koklatılması şeklinde yapılabildiği gibi deneme aygırı için özel yapılmış penceresi olan bir boksa kısrakların getirilerek aygıra koklatılması şeklinde de yaplabilir.ilk bahsedilen yöntem en pratik ve tercih edilen bir yöntemdir.bu muayenede kısrağın aygıra gösterdiği hareketlere göre kızgın olup olmadığı tespit edilir.isteksiz kısraklar deneme aygırına kulak kısıp,ısırmak veya tekme atmak gibi belirtiler gösterirken;istekli kısraklar aygıra ilgi gösterir,dış genital organını(vulva)açıp kapatır,kesik kesik idrarını yapar,kızgınlığın şiddetine göre arka ayakları üzerinde hafif çöker ve vajen mukozası kırmızıya yakın bir renk alır.Bu davranışların takibi tecrübeli kişiler tarafından yapılmalıdır.Taylı kısraklar,sinirli mizacı olan kısraklar,maiden(ilk defa damızlık olanlar)kısraklar ve diğer stres faktörleri istekli olmalarına rağmen isteksizmiş gibi davranmasına sebebiyet verir.
Kısraklarda kızgınlığın belirlenmesindeki en önemli yöntem rektal yolla iç genital organların(yumurtalık,döl yatağı,dölyatağı ağzı)elle yapılan muayenesidir.bu muayene teknik bir yöntemdir.Kesinlikle bu işte uzman Veteriner Hekimlerce yapılmalıdır.Aksi takdirde istenmeyen kazalara sebebiyet verilebilir.Teknolojinin gelişmesiyle artık kızgınlıklar ses dalgaları ile çalışan ve ultrason adı verilen cihazlarla daha kesin bir şekilde tespit edilmektedir.unutulmaması gereken bir husus,bu muayene yönteminin kızgınlığın tespitinde tek başına kullanılabilecek bir teknik olmayabilir.Deneme aygırı ve rektal muayene ile kombine edildiğinde daha iyi sonuçlar veren bir yöntemdir.
2007 aşım sezonunun başladığı bugünlerde at sahiplerinin göz önünde bulundurması gereken önemli iki hususu da hatırlatmak isterim.Bu dönemler kısrakların geçiş dönemleridir.Özellille maiden kısraklarda kızgınlığa geçişte hormonel kaynaklı bir takım gecikmeler ve taylı kısraklarda doğum sonrası laktasyona bağlı anöstruslar(kızgınlık göstermemesi) görülebilir.Bu durumlar kısrakların aşımlarında gecikmelere sebebiyet verir.Sorunun çözümleri için Veteriner Hekiminize başvurmanızı öneririm.
ERKEN EMBRİYONİK ÖLÜMLER
Sevgili Yetiştiricilerimiz;
Haracılıkta önemli olan bir problemden, ERKEN EMBRİYONİK ÖLÜMlerden bahsetmek istiyorum.Eminim her atçı bu gibi sorunlarla yetiştiricilik hayatı boyunca bir veya çok daha fazla karşılaşmış olabilir.Bu karşılaşmanın hikayesi şöyle olur;
Kısrağınızı aygıra çektikten sonra 14.günde yapılan gebelik muayenesinde kısrağınızın GEBE olduğu müjdesini Veteriner Hekiminizden alırsınız.Sonra yine Veteriner Hekiminiz ikinci gebelik kontrolünde veya üçüncü gebelik kontrolünde kısrağınızın boş olduğunu ve tekrar tohumlanması gerektiğini söyler.Tabi ki bu durum siz yetiştiricilerimizi ve biz emek sarfeden hekimleri üzer.İşte bu olaya erken embriyonik ölüm denir.Hatta bazı yetiştiricilerimiz diğer gebelik kontrollerini yaptırmazlar ise daha büyük hayal kırıklığına uğrarlar.Çünkü durumun dışardan gözlenmesi imkansızdır ve At sahibide bu durumdan habersiz kısrak doğuracak diye bekler durur.Kısrakta bir sonraki aşım sezonuna kadar boş kalır.Yani tam bir hayal kırıklığı.Bu durumla karşılaşan yetiştiricilerimizin bana sordukları sorular şunlar olmaktadır.Neden oluyor? ve Ne yapmalıyız?
Neden ve Ne yapmalıyızdan önce ERKEN EMBRİYONİK ÖLÜMLER ne zaman şekillenir onu anlatmalıyım.Kısrağınızın, gebeliğinin ilk 20-28.günlerinde erken embriyonik ölümler çok şekillenmektedir.Embriyonik ölümler gebeliğin 90-100.günlerine kadar görülebilir.Ancak bu çok yoğun karşılaşılabilen bir durum değildir.100. günden sonrada zaten bir problem olursa kısrak yavrusunu atar yani abort yapar.Bu zaman süreçlerinde kısrağınızı Veteriner Hekim kontrolünde tutmak erken embriyonik ölümlerin erken teşhisinde önemlidir.Ne kadar erken teşhis edilebilirse kısrağınızın tekrar gebe kalma olasılığı artar.
Erken embriyonik ölümlerin sebeplerini söylemek gerekirse bunlar
*HORMONEL BOZUKLUKLAR
*BESLENME BOZUKLUKLARI,KÖTÜ BESLENME
*YAŞ
*STRES
*MEVSİMSEL DÜZENSİZLİKLER
*KISRAK VE EMBRİYODAKİ HATALAR
Bu saydığımız nedenlerin sonu yine hormonel bozukluklara dayanır.Çünkü gebeliğin devamını sağlayan PROGESTERON hormondur.
Yine yarış sahalarından haralara ilk kez gelen damızlık olacak kısraklarınız hemen tohumlanamadığı , tohumlanıp gebe kalmadığı veya gebe kalanların ise embriyonik ölüm yaptığını öğrenirsiniz.Çünkü bu durumların sebebi yarış sahasında kontrolsüz kullanılan ilaçlardır.Bunların başında da KORTİZON kullanımı gelmektedir.
Kısrağınızın tay kızgınlığında tohumlanmasıda erken embriyonik ölümlere sebebiyet verebilir.Bunun nedenide kısrak dölyatağının doğumdan sonra 30 gün civarında normal haline dönebilmesidir.Dölyatağı normal durumuna dönemediği için,doğumdan sonraki 9-10.günlerde ki tohumlamalarda kısrağınızda erken embriyonik ölümler oluşabilir.Yurt dışında çalışan meslektaşlarımın bu konuda çok titiz olduklarını ve kısraklarda tay kızgınlığını geçirdiklerini sonraki kızgınlığında tohumlanan kısraklarda erken embriyonik ölümlerin gözle görülür derecede azaldığını bildirmektedirler.Yalnış hatırlamıyorsam haralarda çalışan bazı arkadaşlarımında bu tekniği başarı ile uyguladıklarını biliyorum.Tabi bu durumu bizler tavsiye ederiz.Fakat son söz at sahibinindir.
Yaşlılık ise erken embriyonik ölümlerin diğer bir sebebidir.Tabi bunda bakım ve kısrağın kondüsyonuda önemli bir faktördür.Bunun için gebe kalan kısrağınızı gerektiği gibi ihtiyaçlarına göre beslemelisiniz.Çünkü gebelikte protein ve enerji yönünden zengin yemlerle rasyonlar oluşturulmalıdır.Bu gebeliğin devamı ve tay için çok ama çok önemlidir.Ayrıntıları Veteriner Hekiminizden öğrenebilirsiniz.
Stres faktörü ise bizim hayatımızda olduğu gibi kısraklarınızın da hayatında önemlidir.Başlıca stres faktörleri aşırı hava sıcaklıkları bu durumlarda kısraklarınızı padoğa çıkarmamalısınız.Bir diğeri Su dur ve çok önemlidir.Susuz kalan bir kısrak stres altında kalabilir.Atlarınızın önünde devamlı temiz su bulunmalıdır.
Neler yapabilirize gelince, erken embriyonik ölümlerin önceden belirlenmesi imkansızdır.Bunda önemli olan yukarıda bahsettiğim ve pratiğe aktarılabilecek sebeplerin önüne geçebiliriz.Başta tay kızgınlığını geçirip sonraki kızgınlığa tohumlayabiliriz.Gebe kalan kısrağınızın beslenme ihtiyaçlarını karşılayıp,stres oluşturabilecek faktörleri azamiye indirebiliriz.En önemliside erken embriyonik ölüm yapmış kısraklarda dışardan gebelik hormonu takviyesi yapabiliriz.
KISRAKLARDA SUNİ TOHUMLAMA
Sevgili yetiştiriciler sizlere her ne kadar ülkemizde pek fazla kullanılmasa da , diğer dünya ülkelerinde bir sektör halini alan kısraklarda suni tohumlamadan bahsetmek istiyorum.
Belki merak edersiniz ilk suni tohumlama tarihte XIV. Yüzyıl başlarında arap aşiretlerince yapıldığı ve bu uygulamanın bir aşiret reisinin çok değerli aygırından gizlice alınan sperma ,düşman olan öbür aşiret reisinin kısrağının tohumlanmasıyla sonuçlandığı rivayet edilir.Tabi ki spermanın nasıl alındığı,nasıl taşınıp kısrağa nasıl verildiği bilinmemektedir.Bu bakımdan gerçekle ilişkisi tartışılır.Fakat gerçek olan şudur ki Avrupa at yetiştiriciliğinde ilk suni tohumlama 1890’da uygulanmıştır.
Kısraklarda suni tohumlama uygun metod ve tekniklerle aygırdan alınan spermanın kısrağın dölyatağına verilmesi olayıdır.Ekonomik değeri olan ve yarış amaçlı kullanılan atların yetiştirilmesinde suni tohumlama uygulamaları dünyada olduğu gibi ülkemizde de sadece safkan arap atlarında ve konkur atlarında uygulanmaktadır.Fakat safkan İngiliz atlarında suni tohumlamanın yasak olduğu için bu ırkta bu tür uygulamalar yapılmamaktadır.Tabi bu uygulama sadece yarış atı olacaklarda yasaklanmıştır.Suni tohumlama uygulamaları sadece spermanın uzun veya kısa süreli muhafazasında değil;bir yerden başka bir yere transportunda ve kullanılmasında gerekli malzemelerin yapım ve ticaretiyle ilgili konularda da başlı başına bir endüstrinin doğmasına sebep olmuştur.
Suni tohumlamanın bir çok avantajları bulunmaktadır.Bunlar;
*Genital yolla bulaşabilecek bir çok hastalığın kontrolünü mümkün kılar.
*Kısrağın aygıra veya aygırın kısrağa verebileceği hasarları önler.
*Aygır sperminin kontrolü daha kolay ve pratik olur.
*Aygırın çok fazla kullanılması önlenerek yıpranması asgariye indirilir ve daha uzun yıllar aygırdan faydalanabilinir.
*Ayrıca bir aygıra rahatlıkla 100 ve hatta üzeri kısrak çekilebilir.Aynı gün içerisinde aynı aygıra(doğal aşımla 3 kısrak tohumlanır.)daha fazla kısrak tohumlanır.Kısrak sayısı aygır spermasının kalitesine ve miktarına bağlıdır.
*Gebelik oranı doğal aşıma nazaran daha fazladır.Özellikle döl yatağı problemi yaşayan kısraklarda suni tohumlama çok uygun olmaktadır.Çünkü doğal aşımda aygır penisiyle kısrak her zaman kontamine olabilir ama suni tohumlama daha hijyeniktir.
*Kısrağın özellikle taylı kısrakların transport stresi ortadan kalkar.
*Taylı kısrakların bir başka yere transportunda oluşabilecek kazalar minimuma iner.
Kısraklarda suni tohumlamayı ülkemizde az sayıda kişi uygulamakta olduğundan, kullanılan alet ve ekipmanların ekonomik olarak külfetli olduğundan kısrak sahiplerince pahalı bir yöntem olabilir.Çünkü bu tip bir serviste aygır ücretine ek olarak Veteriner Hekim ücretide uygulanır.Ayrıca kısrak sahibi kısrağını tohumlamaya hazır hale getirmelidir.Çünkü bu işte asıl önemli olan tek tohumlama ile ovulasyonun(yumurtalığın patlaması)sağlanmasıdır.Aksi takdirde diğer tohumlamalar maliyeti artıracaktır.
Yurt dışında ki atlarla ilgili dergileri karıştırdığımız zaman safkan İngiliz aygırlar hariç diğer aygırların doğal aşım ücretlerinin altında dondurulmuş sperm veya taze sperm ücretlerininde yazıldığını görürüz.Bu aygırların spermleri şehirler arasını bırakın ülkeler hatta kıtalar arası bile transport edilmektedir.Bu da suni tohumlamanın diğer ülkelerde ne kadar yaygın olduğunun göstergesidir.Bizde de Tarım Bakanlığı ve Türkiye Jokey Kulübü arap aygırlarının spermlerini belli prosüdürler altında yurt dışında ve yurt içinde kullandırabilmeli ve hatta yurt dışından sperm girişine olanak sağlanmalıdır.Bu şekilde yurt dışından yeni kan hatları daha ucuza ve kolay yolla getirilebilir.Tabi bunlardan doğacak taylara Tarım Bakanlığı pedigri verebilmelidir.Başta Amerika ve Avustralya olmak üzere pek çok ülkede bu uygulamalar rutin bir şekilde yapılmaktadır.
Aygırdan alınan spermalar uygun koşullarda ve tekniklerde dondurularak uzun süreli saklanabilir veya soğutulup kısa süreli(24-72 saat)muhafaza edilebilir.Spermanın dondurulmuş şekli değilde kısa süreli muhafaza yöntemleri dünyada en çok uygulanmakta olan yöntemdir.Kısa sürelide sperm canlılığını 72 saat kadar koruya bilir.Bu da tek suni tohumlama servisinde iki kez tohumlamaya olanak verebilir.
Özet olarak suni tohumlamanın avantajlarının çok olduğu ve yetiştiricilerimiz için geçerli bir teknik olduğu bu konuda Tarım Bakanlığı ve TJK’nın arap atlarında öncülük yapması gerektiğini dilim döndüğünce sizlere vurgulamak istedim.